Para verseler gitmeyeceğiniz yere ‘Buz Kraliçesi’ gitti! -122 derecede dünyaya meydan okudu

Sıcaklığın -122°F’ye ulaşabildiği dünyanın en soğuk yerlerinden birinde hayat gerçekten nasıl? Bunu bize anlatabilecek tek insan herhalde 32 yaşındaki Michelle Endo adlı cesur kadın olabilir. -122°F’lik soğukla başa çıkmaktan altı ay boyunca hiç güneş ışığı görmeden yaşamaya kadar inanılmaz bir deneyime sahip çünkü. Aslen San Francisco’lu olan Michelle, Amundsen-Scott İstasyonu’nda ‘ağırlama müdürü’ olarak çalışmak üzere geçtiğimiz Ekim ayında Antarktika’ya taşındı. Dünyanın en güneyinde yaşamanın – aurora australis’in muhteşem manzaralarını görmek ve hayatta bir kez yaşanabilecek bir dizi deneyime katılmak gibi – bazı avantajları olsa da, aşırı soğuğa katlanmak ve aylarca karanlıkta ‘izole’ olmak gibi dezavantajları da var.

Michelle bu deneyimi Instagram hesabında ayrıntılı olarak belgeledi ve yol boyunca Güney Kutbu’nu evi olarak görmenin getirdiği iniş ve çıkışlar konusunda son derece dürüst davrandı. Bir videoda Michelle, havaalanının 15 Şubat’ta ‘kış için kapandığını’, bunun da 28 Ekim’de yeniden açılana kadar ‘kimsenin girip çıkamayacağı’ anlamına geldiğini açıkladı.

Bu da son beş aydır istasyonda yaşayan diğer 42 işçiyle birlikte mahsur kaldığı anlamına geliyor ve bu kadar uzun süre aynı insanlarla birlikte olmanın kolay olmadığını itiraf ediyor. Buna ek olarak, güneş ışığı eksikliği ile daha da artan dayanılmaz soğuk hava nedeniyle nadiren dışarı çıkıyorlar.

Michelle “İnsanlar izolasyonla farklı şekillerde başa çıkıyor. Bazı insanlar odalarına çekiliyor ve onları neredeyse hiç göremiyorsunuz. Benim ise sabrım çok azaldı. Birlikte kaldığım diğer 42 kişinin çoğunu seviyorum ama bu noktada artık gözlerini kaçırmalarını kontrol edemiyorum“.

Michelle, Antarktika’da yılın altı ayı boyunca günün 24 saati tamamen karanlık olduğunu ve kasvetli koşulların aslında ‘kışı geçirme sendromu’ olarak bilinen bir rahatsızlığa neden olabileceğini de sözlerine ekliyor. “Bu, davranışsal bozuklukların bir toplamıdır. Buna depresyon, dalgınlık, unutkanlık, sinirlilik ve konsantrasyon güçlüğü dahildir,” diyen Michelle sözlerini şöylşe sürdürüyor:

“Herkese anlayış göstermeli ve kış cinine dönüşmelerine izin vermelisiniz çünkü bu kişisel bir şey değil. Hepimiz bir yıl boyunca bu uzay gemisinde yaşamaktan yorulduk ve sadece bunu atlatmaya çalışıyoruz”.

Michelle, Instagram’da paylaştığı bir başka videoda, altı aylık uzun bir ‘karanlık’ dönemden sonra sahip olduğu ‘ilk güneşi’ yakaladı ğı anın kendisi için duygusal bir deneyim olduğunu kaydediyor. ‘Kimsenin beni buna hazırlayabileceğini sanmıyorum. Kişisel olarak, şimdiye kadar hissettiğim en tükenmiş duyguydu” diyem genç kadın duygularını ‘Vücudum son bir yılda on yıl yaşlanmış gibi görünüyor ve sadece Eylül ayındaki çürüme bile gerçekti. Ama ne yazık ki güneş doğdu ve atlattık” diye iifade ediyor.

Altı kıtayı da gezdi

Her zaman seyahat etme tutkusu olduğunu belirten Michelle, Wander Eat Write adlı kendi seyahat blogunu açtığı 2013 yılından bu yana tek başına dünyanın dört bir yanına seyahat ediyor. Gezileri onu yedi kıtadan altısına götürdü ve sonuncusu olan Antarktika’ya bir şekilde gitmeye karar verdi.

Ardından geçen sonbaharda Ulusal Bilim Vakfı’nın ABD Antarktika Programı aracılığıyla istasyonda bir iş buldu.

‘İstasyonun içine inşa edilmiş yatakhane tarzı konutlarda yaşıyoruz. İstasyon yıl boyunca astronomi, klimatoloji ve buzulbilim alanlarında çeşitli bilim projeleri yürütüyor,” diye açıklıyor orada yapılan işi.

‘Benim gibi destek personeli, tüm tesislerin ve operasyonların sorunsuz işlemesini sağlamak için burada bulunuyor. Burada apartman, bakkal ya da restoran olmadığı, sadece istasyon olduğu için program kapsamında yemek ve barınma sağlanıyor” sözleri ile çalıştığı ortamı tanımlıyor.

Michelle sık sık Instagram’ında istasyondaki çeşitli görevlerde yer aldığını gösteren ‘yaşamda bir gün’ türü videolar paylaşıyor. Bu videolardan birinde, yakındaki bir depodan bazı malzemeleri almak için tam kar kıyafetleriyle dışarı çıktığını gösteriyor. Görüntülerden birinde gözleri hariç vücudunun her yerini örtmeye özen göstermiş ve birkaç dakika içinde kirpiklerine ve kaşlarına buz yapışmaya başlamış. Bir başka klipte ise o gün için -76°F ile -122°F arasında değişeceğini söyleyen hava tahminlerini kontrol ediyordu.

Her gün ne yaptığına gelince, farklı bir gönderide istasyondaki bir dizi çeşitli departmanı denetlediğini söylüyor. Yemek odasının ‘temiz tutulmasını ve atıştırmalık ve içeceklerle dolu olmasını’ sağlamaktan, ‘temizlik programını’ koordine etmekten, ‘herkesin katkıda bulunmasını’ sağlamaktan ve ‘küçük mağazayı’ işletmekten sorumlu Michelle.

Hediyelik eşyalar, giysiler, içecekler ve eczane ürünleri satılıyor. Onları stokta tutan, yıllık envanter yapan da Micehlle. “Her hafta, topluluk üyelerinin benim takip ettiğim belirli bir miktarda alkollü içecek almalarına izin verilen bir günümüz var”diye vurguluyor gülerek.

Tesis bünyesindeki postaneyi de yöneten Mihelle istasyon birkaç hafta içinde yaz için yeniden açılmaya hazırlanırken, her zamankinden ‘daha yoğun’ ve ‘daha bitkin’ olduklarını söylüyor.

“Yapmamız gereken pek çok büyük proje var. Kayak yolunu yeniden inşa ediyoruz, odaları derinlemesine temizliyoruz ve ben de postaneyi yeniden çalışır hale getirmek ve postaları işlemek için çalışıyorum” diyen Michelle Güney Kutbu’nda yaşamanın bir diğer zor yanının da ‘yükseklik’ olduğunu, bunun da bazen nefes almasını zorlaştırdığını belirtiyor. “Deniz seviyesinden 9,301 feet yükseklikte oturuyoruz ve basınç yüksekliği çok daha yüksek olabiliyor” diye belirtiyor bunu.

Ağaç ya da hayvan görmedi

Bir yıldır oeada olmasına rağmen merdiven çıkarken bile nefes almakta zorlandığını belirten Michelle, bir yıldır hiç hayvan ya da ağaç görmediğini’, ailesini ve arkadaşlarını çok özlediğini de sözlerine ekliyor. Ancak yine de bu deneyimi ‘zorlu ama harika’ olarak nitelendirek “Tüm zorlu noktalara rağmen, bunu yapmak için kendimi zorladığım için hala çok mutluyum“ diyor.

Bir başka paylaşımında ise ‘Hayatta bir kez yaşanacak deneyimler yaşamak istiyorsanız, bazen başkalarının çılgınlık olarak gördüğü şeyleri yapmanız gerekir – dünyanın en güneyinde 365+ gün geçirmek gibi: Güney Kutbu’ diye yazdı. Şu sözler onun:

“Antarktika’nın dibinde yaşam genellikle zorlu, düzenli olarak monoton ve her zaman soğuktur. Peki bunu neden yapalım? Şimdiye kadar 2,000’den az insan kışı Güney Kutbu’nda geçirdi. Ve bu yıl itibariyle sadece 261 kadın burada kışladı.

Ayrıca, auroralar bu dünyanın dışında. Ve dünyanın dibindeki bir gemide 42 kişiyle birlikte izole edilmem ve sekiz ay boyunca tüm insanlarla temasımın kesilmesi bana karakter geliştirmeyi öğretti”.

Bir yıllık kontratının sonuna yaklaşırken Michelle, bu fırsat için minnettar olmakla birlikte biraz daha sıcak havalar için heyecanlı olduğunu da itiraf ediyor:

“Buradaki zamanım dolduğunda, sıcak yerlere seyahat etmeyi, bazı hayvanlarla takılmayı ve taze yiyecekler yemeyi dört gözle bekliyorum”.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx