Gündüz kuşağı programları hakkında tartışmalar hız kesmeden devam ediyor. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), bu konuda kamuoyundaki rahatsızlığa yanıt vermek amacıyla 11 Nisan 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) bir kanun teklifi sundu. MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, bu programların ve bazı haber bültenlerinin özel yaşamı ihlal eden içeriklerinin yasaklanmasını talep etti.
Bu gelişmelerin arasında YENİÇAĞ gazetesi, “Halkın Nabzı” köşesinde İstanbul Bakırköy sokaklarında vatandaşların görüşlerini aldı. Ekranların vazgeçilmezleri arasında yer alan gündüz kuşağı programları, son zamanlarda sıkça eleştiriliyor ve izleyicilerin düşünceleri ikiye bölünmüş durumda. Bazı vatandalar yasakların sorunu çözmeyeceğini savunurken, diğerleri bu programların çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtiyor.
Emekli Süreyya Öztürk, gündüz kuşağı programlarına yönelik muhtemel yasaklara karşı çıkarak, yasakların genellikle ters etki yarattığını ifade etti. Öztürk, “Ülkede bir şey yasaklandıkça insanların o konuya olan ilgisi ve talebi artar. Yasaklarla bu durumu çözemezsiniz” dedi. Çözümün yasak değil, izlenme alışkanlıklarının değiştirilmesi olduğunu vurgulayan Öztürk, “Eğer kurumlar bu programlara reklam vermezse, izlenme oranları düşer. İnsanlar izlemediği sürece bu programlar kendiliğinden ortadan kalkar. Yasak iyi bir yöntem değildir, geçmişte yasaklar her zaman ters tepti” diye ekledi.
70 yaşındaki Meral Hanım ise bu tür programları izlemediğini ve ilgi çekici bulmadığını ifade etti. “Bu yaştan sonra beni sıkıyor, vaktimi kaybetmek istemiyorum. Daha eğlenceli şeyler izliyorum” diyen Meral Hanım, özellikle seyahat programlarını tercih ettiğini dile getirdi.
Meral Hanım, programların içeriklerine yönelik eleştirilerde bulunarak, bu yayınların çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtti. “Her gün bunları izleyen çocuklar, bazı şeyleri normal olarak algılayabilir. Evde annesi açtığında çocuklar da duyuyor” dedi.
Vatandaşlar, televizyonlarda daha eğitici ve kültürel içeriklerin yer alması gerektiğini savunarak, seyahat programlarının ufuk açıcı olabileceğini ifade ettiler. “İnsanlar gidemedikleri yerleri görebilir, yabancı dil öğrenebilir. Daha ahlaklı ve düzgün bir dil kullanan programlar olmalı” şeklinde görüşlerini aktardılar.