Türkiye, kara para aklama ile mücadelede yaşanan zafiyetle birlikte, suç örgütleri için cazip bir merkez haline gelmiş durumda. “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlamasıyla ilgili olarak 17 bin 969 kişi hakkında ceza dosyası açıldı. Mali Eylem Görev Gücü (FATF), Türkiye’yi ilk kez 2010 yılında gri listeye aldı. 2013 yılında alınan önlemlerle 2014’te bu listeden çıkan Türkiye, 2019’da yeniden uyarı aldı. FATF, “kara para aklama soruşturmalarının artırılması ve etkin mücadele” konularında hükümeti uyardı. Ancak, 2019’daki uyarıları dikkate almayan hükümet, gerekli önlemleri almadığı için Ekim 2021’de Türkiye’yi yeniden gri listeye almak zorunda kaldı. Siyasi iktidar, FATF’ın tavsiyelerini uygulamak zorunda kalırken, ülkemiz ancak 2024 yılında bu listedan kurtulabildi. Gri listeden çıkışın “başarı hikayesi” olarak sunulması ise kamuoyunda tepki topladı.
2025 yılı itibarıyla ceza mahkemelerinde “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçuna ilişkin dosya sayısı 12 bin 629’a ulaşmış durumda. Bu dosyalarda toplamda 17 bin 969 sanık yer almakta. Dosyalardaki suç sayısı ise 28 bin 477 olarak kayıtlara geçti.
Özellikle 2024 yılında açılan dosyaların sayısı 10 bin 145 olarak kaydedilirken, 2 bin 396 dosya 2024’ten 2025’e devredildi. Kara para aklama suçlamasıyla karşı karşıya kalan 17 bin 969 sanıktan yalnızca 2 bin 304’ü 2025 yılında hakim karşısına çıkabildi. Bu süreçte, 2025 yılında toplam 424 sanık, kara para aklama suçundan hüküm giydi.
Tüm bu veriler, Türkiye’de kara para aklama sorununu ve adli sistemdeki boşlukları gözler önüne seriyor. Ülkenin bu alandaki mücadelede daha etkili ve kararlı adımlar atması gerektiği aşikar.