Açık Gıda Tüketimi ve Sağlık Riskleri, 16 Nisan 2026 tarihinde Hakan Kaplan tarafından kaleme alındı. Yıldız Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Arıcı, “doğal” olarak tanıtılan her gıdanın güvenilir olmayabileceğine dikkat çekerek, özellikle açıkta satılan ürünlerin sağlık açısından ciddi riskler taşıyabileceğini ifade etti. Antalya’da düzenlenen “5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi” sırasında AA muhabirine bilgi veren Arıcı, “doğal” etiketinin sağlıklı bir ürün garantisi sunmadığını, asıl önemli olanın üretim ve saklama koşulları olduğunu vurguladı.
Açık gıda satışlarının sıklıkla denetim ve kayıt sistemlerinden yoksun olduğunu belirten Arıcı, bu durumun üretim ve dağıtım aşamalarındaki belirsizlikleri artırdığını kaydetti. Açıkta satılan gıdaların mikrobiyolojik riskler açısından tehlikeli olabileceğine işaret eden Arıcı, birçok gıdanın ısıl işlem veya fermentasyon gibi yöntemlerle işlenmesinin sağlık açısından faydalı olduğunu, bu işlemlerin gıda güvenliği için kritik bir rol oynadığını söyledi.
Özellikle açıkta satılan baharatlar ve çiğ süt gibi ürünlerin kontrollü bir şekilde üretilmesinin şart olduğunu belirten Arıcı, “Açık gıda, dışarıdan gelebilecek kirleticilere maruz kalma riskini artırır. Kontrol edilmediğinde mikotoksin ve aflatoksin gibi tehlikeli maddelerle karşılaşabiliriz. Bu nedenle, paketlenmiş gıda ürünlerini tercih etmeliyiz.” dedi. Gıda kaynaklı risklerin genellikle kısa vadeli etkilerden ziyade, zaman içerisinde vücutta birikerek toksik etki ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı.
Gıda güvenliğinde yalnızca ürünlerin seçimi değil, aynı zamanda hazırlama yöntemlerinin de kritik olduğunu ifade eden Arıcı, yüksek ısıda ve yoğun dumana maruz kalan gıdalarda zararlı bileşiklerin oluşabileceğini belirtti. Özellikle mangal gibi pişirme yöntemlerinde dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Arıcı, “Mangalda yüksek ateşe yakın pişirilen etler, dumanla temas ettiğinde PAH adı verilen zararlı maddeleri alabilir ve bu durum sağlık riski taşır.” şeklinde konuştu.
Ayrıca, gıda güvenliğinde şeffaflık ve izlenebilirliğin önemine değinen Arıcı, ambalajlı ve işlenmiş gıdalarda bu özelliklerin güvenilirlik açısından büyük avantaj sunduğunu ifade etti. Gıdaların kökeninin bilinmesinin önemine dikkat çeken Arıcı, devletin izlenebilirlik sistemlerini yaygınlaştırma çabalarını da belirtti. Barkod sistemi sayesinde tüketicilerin ürünlerin menşeine ve üretim sürecine kolayca ulaşabileceğini söyleyerek, izlenebilirliği olan gıdaların tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.
Son olarak, tüketicilerin ürün seçiminde temel kontrolleri göz ardı etmemeleri gerektiğini belirten Arıcı, ambalajı hasar görmüş, paslı, çarpık veya şişmiş konservelerin asla satın alınmaması ve tüketilmemesi gerektiğini, şüpheli ürünlerin tadına bile bakılmadan imha edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.